Köksal Toptanın 2023 Türkiyenin 100.Yıl Vizyonu Konulu Panelin Açılışında Yaptığı Konuşma

«

 

 
 
Sayın Konuklar
 
Türkiyem Vakfı ve Bahçeşehir Üniversitesi tarafından ortaklaşa düzenlenen 'Türkiye'nin yüzüncü yıl Vizyonu G-10 hedefi' temalı çalışmaya hepiniz katılımlarınızla onur verdiniz. Hoş geldiniz.
 
Bu çalışma Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 100. Yıl döniiınti olan 2023 yılı sonunda Türkiye'nin dünyanın 193 ülkesi arasında en gelişmiş ilk 10 ekonomisinden biri olabilmesi için önümüzdeki 14 yıl içinde ekonomik siyasal ve sosyal bakımlardan yapması gerekenleri konu almaktadır.
 
Şöyle Bir 2023 hedefliyoruz:
 
G.S.M.H.
 
Nüfus
 
Fert Başına
 
Milli Gelir ihracat
 
ithalat
 
Elektrik Üretimi Konsolide Bütçe Enflasyon
 
Dünya Ekonomisi içindeki Pay
 
 
: 2 trilyon ABD Doları : 82 milyon
 
: 25.000 ABD Dolar
 
: 500 milyar ABD Dolar : 620 milyar ABD Dolar : 360 milyar Kilovatsaat : 640 milyar ABD Dolar
 
: % 3
 
: % 2
 
 
Yabancı ve yerli kuruluşların Türkiye için yaptıkları 2023 ekonomik projeksiyonlarına göre, 2023 yılı dahil, önümüzdeki 14 yıl sonunda, Türkiye, ekonomisi yıllık ortalama °k 6.5 oranından düşük olmamak üzere kalkınma hızı ttıtturabildiği ve yine yılda 25 milyar ABD Dolarından az olmamak üzere doğrudan yatırım amaçlı yabancı sermaye akışını sağlayabildiğ,i takdirde, 2 trilyon ABD Doların' asan ekonomik büyüklüğe ulaşarak dünyanın en gelişmiş
 
 
 
Yani hedef zordur, ancak ulaşılamaz değildir.
 
Kuşkusuz Türkiye'nin bu hedefe ulaşılabilmesi için devlet, özel sektör, Üniversite ve sivil toplum kuruluşları işbirliği büyük önem taşımaktadır.
 
Türkiye'nin önümüzdeki 14 yıl içerisinde sosyal ve ekonomik altyapısını güçlendirebilmek için kabaca yıllık ortalama 45.0-50.0 milyar ABD Doları düzeyinde yatırım yapma ihtiyacı bulunmaktadır.
 
Şüphesiz bu büyükliikteki yatırım ihtiyacını kendi yarattığı finansman kaynaklarından karşılaması ve gerçekleşti rmesi elbette çok kolay değildir.
 
Türkiye'nin 2023 vizyonu paralelinde yıllık ortalama kalkınma hız ve hedefine ulaşabilmesi için ihtiyaç duyduğu kaynak açığını yerli ve yabancı özel sektör kaynaklarından finanse etmesi gerekmektedir.
 
Bu bağlamda Tiirkiyem Vakfı ve Bahçeşehir Üniversitesi, kamu ve özel kesimleriııiıı de katılımı ile Türkiye'nin G 10 vizyonu, ekonomik ve sosyal hedef projelerinin detaylandırılması ve yöntemlerinin tartışmaya açılmasını ve karar vericilerin sürece aktif katkı sağlanmasını amaçlamaktadıı-.
 
Sayın Konuklar,
 
Son 10 yıl incelendiğinde açıkça görülmektedir ki, politik istikrarın ve iç barışın tesisi, kamu yönetiminde tasarruf ve şeffaflığın temini, bütçe disipliııiııe uyulması ve bunların sürdürülebilir hale getirilmesi halinde iç ve dış finansman kaynakları bulmak artık Türkiye için zor değildir.
 
Dolayısıyla Türkiye'nin 2023 yılı bitirnende G 10 ülkeleri arasında yer alma vizyonu; erişilebilir, sürdürülebilir ve bu kalkınma hamlesinin yaratacağı sinerji ve istihdam ile ülke refahının bölüşülmesine katkıda bulunacak büyük bir hedeftir.
 
Türkiye'nin 2023 yılına kadar karşılaşacağı ekonomik koşullar ülke ekonomisinin dış talebe dayalı büyüme stratejisi izlemesini kaçınılmaz ve alternatifsiz kılmaktadır.
 
Türkiye'yi 2023 yılında dünyanın ilk 10 gelişmiş ülkesi arasına taşıyacak ekonomik büyüme modeli, önümüzdeki 14 yıllık dönemde Türkiye'nin daha az tüketmesi, daha çok tasarruf etmesi, ileri teknolojiye dayalı ve yüksek katma değer içerikli malları daha çok üretmesi ve ürettiği bu ekonomik değerleri ihraç etmesi üzerine yapılandırmak durumundadır.
 
Bunun için de sürdürülebilir ve çevre ile uyumlu kalkınma hedefine odaklı düşünülmeli ve bu doğrultuda stratejiler geliştirilmelidir.
 
Eğer bu ve benzeri uygulanabilir stratejiler oluşturulabilir, içe ve dışa güven verilebilirse Türkiye'nin 2023 vizyonu hedefleri ile uyumlu başta üretim amaçlı olmak üzere altyapı yatırımlarının gerçekleştirilmesi için gereksinim duyulan finansman kaynağının yurtdışından doğrudan yabancı sermaye şeklinde çekmesi mümkün olabilecektir.
 
Değerli Konuklar,
 
Dünya Ekonomik Forumu tarafından yapılan ve 2008-2009 yıllarını içeren küresel bilgi ve teknoloji raporunda toplam ihracatı içerisinde ileri- teknoloji ihracat payının oransal büyüklüğüne göre Türkiye değerlendirmeye dahil edilen 123 ülke arasında 93 üncü sırada yer almaktadır.
 
Dünya Ekonomik Forumu tarafından yapılan ve 2009-2010 yıllarını içeren raporunda (yen i kç il ik-yaratıcılık) sıralamasında Türkiye değerlendirmeye dahil edilen 133 ülke arasında 69 uncu sırada yer almaktadır.
 
139 ülke arasında yapılan bir başka araştırmada ise Türiye yenilikçilik, teknoloji, kurumsal yapı, altyapı, sağlık, eğitim gibi toplam 12 kriter üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda bulunan Küresel Rekabetçilik sıralamasında 61. Sırada yer alıyor.
 
Ülke kalkınmasında sermaye birikimin rolünün %30, sermayenin etkinliği artıran eğitim, bilgi ve teknoloji kullanımının rolünün %70 olduğu hesap edilmektedir.
 
Dolayısıyla eğitim, bilgi ve teknolojiye gerekli önemin verilmesi yanı sıra sanayisini ve buna bağlı olarak sanayici anlayışın' değiştinneden Türkiye'nin küresel rekabete dahil olması nitelikli mal ve hizmet ihracat potansiyelini yükseltmesi düşünülemez.
 
Bu bakımdan özellikle ve öncelikle sanayideki üretim yapısı, düşük teknolojiye dayalı üretim yapısından ileri teknoloji ağırlıklı üretim yapısına dönüşürken emek yoğun üretim modeli yanında verimlilik öncelikli bilgi yoğun üretime geçilmesi yönünde adımların atılması kaçınılmaz bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır.
 
Özellikle de eğitim alt yapısı bu yeni ve farklı üretim anlayışına uygun insan yetiştirecek şekilde dönüştürülerek ileri teknoloji üretim modeline uygun yeni insan gücü yetiştirilmelidir.
 
Bunun için de mevcut eğitim sistemi içerisinde gerek orta öğretim, gerekse yüksek öğrenim seviyelerinde düşük oranda yer bulan teknik ve mesleki eğitimin payı etkin önlemler alınarak artırılmalıdır.
 
Hanımefendi ler, Beyefendi ler,
 
G-10 vzyonu ile uyumlu Türkiye, 2023 yılına gelindiğinde ihracatım bugünkü seviyesinin 4.8 katı, ithalatını da 4.4 katı arttırrnalıdır.
 
Bunun için de 2009 yılı sonu itibarıyla dünya ticareti içinde yüzde 0.84 oranında olan ihracat payını, önümüzdeki 14 sene içerisinde yaklaşık 2 misli artırarak yüzde 1.57 oranı düzeyine çıkarma çabası içerisinde olmalıdır.
 
Kuşkusuz Türkiye'nin ihracatın' artırabilmesi öncelikle üretim yapısının katına değeri yüksek ileri teknoloji ürünleri dış satımı ağırlıklı değişmesine ve bu tip ürünlerin dış satımını toplam ihracatının %15'i seviyesine yükseltmesine, mevcut dış pazarlarına alternatif pazarlarda rekabet üstünlüğü yakalamasına ve ithalat giderlerini başta enerji ithalatı giderleri olmak üzere içeride alacağı etkin önlemlerle düşürmeye dönük tedbirlerle azaltmanııı yollarını bıllmasına bağlıdır.
 
Enerji arzında petrole %35 ve doğal gaza %28 bağımlı olan Türkiye ekonomisi 2009 yılı itibarıyla enerji ithalatına 29.9 milyar dolar odemekte ve toplam ithalatı içinde enerji dış alımının payı % 21.5 ile önemli bir yer tutmaktadır.
 
Önemli döviz gider kalemini teşkil eden enerji hammadesi alım giderini, enerji üretimini yerli kaynaklardan gerçekleştirmesi yanı sıra hedefe yönelik enerji kullanım tasarrufu tedbirleri alarak minimize etmenin yollarını bulma mecburiyeti vardır.
 
Bunun için de hidroelektrik, rügar, termik, jeotermal, güneş enerjisi gibi yerli potanseyelin harekete geçirilmesi yanı sıra Mersin-Akkuyu'da yapılması planlanan nükleer santrale ilave 3 veya 4 nükleer santral yapımına daha ihtiyaç varclır.
 
Sayın konuklar,
 
Bir ülkenin araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yaptığı harcamalar ekonomik büyü meye neden olmaktadır.
 
Dolayısıyla Türkiye'nin yapacağı AR-GE harcamaları uzun dönemde ekonomik büyüme performansını artıracaktır.
 
Ancak AR-GE harcamaları ile ekonomik büyüme arasında kısa dönemde bir ilişki kurulması mümkün olmamakla, fakat uzun dönemde AR-GE harcamaları ekonomik büyümenin bir nedeni olmaktadır.
 
Çünkü teknolojik gelişme ve yenilik, makro düzeyde ekonomik büyümeye neden olurken mikro düzeyde firmaların karlarını ve hem iç hem dış pazar paylarının artmasına yol açmaktadır.
 
Diğer bir ifade ile teknolojik yenilikler ve buluşlar için her firmanın yaptığı fiziki ve beşeri sermaye yatırımları sonucu ortaya çıkan katma değer ekonominin geneli için azalan getiriyi ortadan kaldırarak artan getiriııiıı ortaya çıkmasına böylelikle de uzun dönemli ekonomik büyümeye neden olmaktadır.
 
Türkiye'nin ekonomisini gelişmiş ülkelere yakınlaşması için göstermesi gereken büyüme performansını artırması ve bu performansı sürdürülebilir. kılması için kısa dönemli çözümlerden çok uzun dönemli AR-GE yatırımlarını hayata geçirmesi gerekmektedir
 
Eğer Türkiye ekonomik büyüklüğü itibarıyla Dünya genelinde 2023 yılına gelindiğinde ilk 10 büyük ülke arasına girmek ve burada kendisine kalıcı bir yer edinmek istiyorsa, Ar-Ge harcamalarına ayırdığı finansman miktarını OECD ülkeleri ortalamasına çekmeli, böylece kişi başına düşen Ar-Ge harcamalarını artırmalı ve araştırmacı sayılan gibi göstergelerini iyileştirmelidir
 
           Bunun için Türkiye'de uzun dönemli planlannalar ve etkin teknoloji ve yen ilik politikaları üretilmelidir.
 
Değerli Konuklar,
 
Eğer bir ülke komşuları ile siyasi olarak aynı düzlemde buluşamıyor ve arasındaki sorunları karşılıklı çözüme kavu.şturma esnekliği veya becerisini gösteremiyorsa, gerek söz konusu ülkenin gerekse o ülkeye komşu olan ülkelerin ekonomik ve sosyal kalkınmalarını başarması zor bir iştir.
 
Bölgesel barışın sağlanması ile Türkiye ve Türkiye'nin sınır komşularının askeri savunma harcamalarında gerçekleştirecekleri tasarruf, başta türkiye olmak üzere Türkiye'nin komşularının da ekonomik ve sosyal kalkınmalanna ilave kaynak yaratma kapasitelerini artıracaktır.
 
Dolayısıyla Türkiye'nin komşuları ile ilişkilerini düzeltmesi kadar komşularının da Türkiye ile olduğu gibi Türkiye dışında birbirleriyle olan ilişkilerini de düzeltmeleri ve bölgesel barışı sağlamaları ekonomik ve sosyal katkılı malanna daha büyük kaynak aktarabilmeleri bakımından büyük önem arz etmektedir.
 
Türkiye'nin ekonomik bakımdan dünyanın en gelişmiş ilk 10 ülkesi arasında yer alması ne bir siyasi hedef, ne de başarılması imkansız bir hedef olarak algılanmalıdır.
 
Dolayısıyla böylesi bir vizyon partiler ve ideolojiler üstü görülmeli, kutuplaşmalar, siyasi ve kişisel çıkar ve çekişmeler, küçük hesaplar bir tarafa bırakılarak gerçekleştirilmesine omuz verilmeli, el verilmelidir.
 
Böyle bir hedef tüm Türkiye'nin hedefi ve vizyonu olmalıdır
 
Değerli Konuklar,
 
Vakfımızın temel amaçlarından biri olan Türkiye'nin geleceği ile ilgili çalışmalar yapmak, veri tabanları oluşturmak çalışmalarından birini bugün bahçeşehir Üniversitesi ile birlikte yapıyor olmaktan büyük bir haz duyuyorum.
 
Bize bu güzel bilim yuvasının tüm inıkanlarını tahsis eden başta Sayın Enver Yücel olmak üzere, rektör sayın Yılmaz Esmer, baba emanetleri sevgili Dr. Burak Küntay, proje genel koordinatörümüz Dr. Çetin Gümüşoğlu ile İbrahim Kıprızlı 'ya çok teşekkür ediyorum.
 
Türkiye'nin böylesi bir hedefi yakalayabilmesi yolundaki en önemli isinılerden biri hiç kuşku yoktur ki Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan olacaktır.
 
Yapılanlara baktığımız zaman geleceği de yapabileceğimize olan inancımız artrnaktadır.
 
Bu sebeple bu noktaya gelmemize olan büyük katkıları ve bu toplantımıza katılımı nedeni ile kendilerine Şükran duygularımızı ifade etmek isterim
 
Bu etkinliğimizin diğer iki önemli büyük katkıları olan isimleri Devlet Bakanları Sayın Zafer Çağlayan ile Sayın Hayati Yazıcıdır. Her iki Sayın Bakana da teşekkür ediyorum.
 
Bu toplantının yükü hiç kuşkusuz değerli panelistlerimizin omuzundadır.
 
Bu tatil gününde bizi kırmadılar. Kimi saygıdeğer eşinin, kimi çocuğunun, kimi de işinin zamanını geriye bırakarak buradalar.
 
Umarı nı tüm bu fedakarlıklar, ortaya konulacak düşünceler Türkiye'nin geleceğini inş;.ıda önemli köşe taşları olacaktır.
 
Son teşekkürüm ise değerli izleyicilerimizedir. Onlar da bu günü bize veya daha doğru bir ifade ile ülkemizin geleceği vizyonuna ayırdılar
 
Hepinizi sagyı ile selami ıyorum.
 
İstanbul 26 Mart 2011