Yoksulluğun Paylaşımı Konulu Konferansa Vakfımızı Temsilen Yönetim Kurulu Üyemiz Gürol UÇ Konuşmacı Olarak Katılmıştır

«

YOKSULUĞUN  PAYLAŞIMI

"Komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir."

            Yaşamakta olduğumuz bu çetin kış koşullarında; bir Türk Atasözü ile söze başlamak istiyorum. "Yaz, herkese eşit gelir. Kış, Yoksula ağır gelir."  Gerçekten evi olmayanlar ile yakacak odun ve kömürü bulunmayanların Allah yardımcısı olsun. Yoksulluğun paylaşımı konusuna geçmeden önce, yoksulluğun bir tanımını yapmamız  yararlı olacaktır. Yoksulluk, insanların temel gereksinimlerini gelirleriyle karşılayamama durumu olarak tanımlanmaktadır. Yoksulluk, insanlığın var oluşundan beri sürekli var olan ve tıpkı işsizlik gibi çözüm aranan her toplumun temel sorunları arasında yer alır.  Ayrıca, yoksulluk, az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin sorunu olmayıp,  gelişmiş olan ülkelerinde sorunudur. Bu konuda yoksullukla ilgili farklı tanımlar bulunmakla birlikte; Dünya Bankasının temel aldığı günlük 1$ ABD dolarlık gelirden yoksun olmak biçimindeki  "mutlak yoksunluk", temel yiyecek (gıda) gereksinimlerini karşılamak için gelirden yoksun olmak biçiminde de değerlendirilmektedir. Temel yiyecek gereksinimlerinin dışında insanın; giyim, ısınma ve konut gibi  gelirlerden yoksun olmak biçiminde, "göreli yoksunluk"  şeklinde ifade edilmektedir. Son yıllarda ise, daha geniş kapsamlı olarak "İnsani Yoksulluk" kavramı üzerinde durulmaktadır. Yetersiz beslenme, kısa yaşam süresi, ana çocuk sağlığının yetersizliği ile eğitim yetersizliği bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Aslında, yoksulluğun oluşumuna neden olarak, gelir dağılımının dengeli olmayışı veya bir başka ifade ile gelir paylaşımının adaletsizliği etken olmaktadır. Dünya Bankası raporuna göre, bu paylaşımda; Dünya nüfusunun  %10'nu,  toplam mal ve hizmetlerin %70'ini üreterek, dünya gelirinin %70'ini elde etmektedir. Diğer taraftan 7 milyarlık dünya nüfusunun yaklaşık 1.5 milyarı (Dünyada yaşayan her 5 kişiden biri %20'si) günlük 1 ABD dolarlık sınırın altında yaşamlarını idame ettirmektedirler. Dünya nüfusunun yarısına yakını ise günlük 2 ABD dolarlık yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır.

Bu açıklamalar ışığında; 2 ABD doları esas alındığında, yoksulluğun en şiddetli  olduğu ülkeler;  Bangladeş, Hindistan ve Endonezya'dır. Bu ülkelerde her 10 kişiden 8'i yoksuldur. Bu ülkeleri  %73 Pakistan, %53 Kenya , %46 Çin ve %43 ile Mısır izlemektedir.

Ülkemizde Yoksulluk:

Ülkemizde yoksulluk; özellikle eğitim seviyesi düşük, çok çocuklu ailelerde oldukça yaygındır. Bu açıdan; yevmiye veya kendi hesabına çalışanlar, ücretsiz aile işçileri ile tarım ve inşaat sektöründe çalışanlar ile işsizler arasında yoksulluk yaygındır. Ayrıca,ülkemizde kent, kır ve bölgesel yoksunluk oranları da farklıdır. 2005 rakamlarına göre kentte yoksulluk oranı %12.83 (%13) iken, Kırda bu rakam %32.95 (%33)'e ulaşmaktadır. Bir başka ifade ile kırda her 3 kişiden birisi yoksuldur. Özellikle kırsal kesimde istihdam faaliyetlerinin kısıtlı olması ve işsizlik, eğitim yetersizliği yoksulluğun tarımda bulunanlar arasında yaşanmaktadır. Ancak son 20 yıl içersinde kırdan kente göç çok hızlı yaşanmış olup, kırsal yoksulluk kentsel yoksulluğa dönüşmüştür. Ayrıca, eğitim seviyesi ile yoksulluk arasında bağ vardır. Eğitim seviyesi arttıkça yoksulluk azalmaktadır. Okur-yazar olanlarda yoksulluk %37.81 iken , Yüksek okul mezunlarında bu oran %079'a düşmektedir.

 

 Ülkemizde kişi başına satın alma paritesine göre, günlük 2.15 ABD doları gelire ulaşamayanlar  açlık sınırının altında yaşayanlar, bir başka deyişle günlük temel gıda ihtiyacını karşılayamayanlardır. kişi başı günlük geliri 4.3 ABD doları gelire ulaşamayanlar ise yoksulluk sınırının altında yaşayanlardır. TUİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasına  göre (2012), en zengin kesimin geliri,  en yoksul kesiminin gelirinin 8 katı olmuştur. Bir başka ifadeyle; %20 en yüksek gelire sahip olanlar, toplam gelirin %46.6'sını alır iken, en düşük gelire sahip %20'lik dilim, toplam gelirin ancak %5.9'unu almaktadır.

 

 

 Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu(TURK-İŞ) 26 yıldır, her ay açlık ve yoksulluk sınırlarını açıklamaktadır.  Geçen ay (Kasım 2013) tarihinde yapmış oldukları haber bülteninde dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.065 Türk Lirasıdır. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 1065TL olmasına karşın, 803TL olan asgari ücretin; sadece aylık gıda harcaması olan bir ailenin açlık sınırının altında kalması oldukça düşündürücü bir durumdur! Ayrıca, bu dört kişilik ailenin gıda harcaması ile birlikte giyim, konut(kira,elektrik,su,yakıt), ulaşım,eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçları için yapılması zorunlu harcamaların toplam tutarı (yoksulluk sınırı) ise, 3.407 Türk lirası olmuştur.

  

Yoksullukla ilgili bu açıklamalardan sonra, Anayasamızın 61. maddesine göre; Devlet zor durumda olan, kendi kendine yetemeyen ve başkasından yardım almak zorunda kalan kişileri sosyal hizmetler ve yardımlarla desteklemekle yükümlü kılınmıştır. Kaldı ki, tüm ülkelerde de yoksullukla mücadele devletin temel görevleri arasındadır. Devlet gelir dağılımındaki meydana gelen adaletsizliği sosyal yardım hizmetleriyle dengelemeye ve yoksulların temel ihtiyaçları karşılamakla yükümlüdür. Bu konuda ülke genelinde yoksullukla mücadelede devlet, sosyal hizmet ve yardımları dengeli olarak paylaştırmak  ve uygulamak durumundadır.

 

A- Ülkemizde Devletin  yoksullukla mücadele  için yapmakta olduğu faaliyetler:

*1976 yılında 2022 sayılı "65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkındaki" kanun ile,  yoksul yaşlılar ile engelli olup, çalışamayacak durumda olanlara 01.03.1977 yılından itibaren Devletçe aylık bağlanmıştır.

* 1986 yılında 3294 sayılı kanun ile, sosyal yardım alanına kaynak ayrılarak  "Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Sekreterliği" kurulmuştur. Devletin, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak üzere "Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu Kurmuştur. Bu fon ile,  Sosyal yardımların hedef kitlesi sosyal güvencesi olmayan fakir ve muhtaç kişilere yardım için, il ve ilçelerde oluşturulan "Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla" hizmet yerinden  Yürütmüş ve yürütülmektedir.

 Daha sonra, 03.06.2011 tarihli 633 sayılı Kanun Hükmünde kararname ile  Aile ve sosyal Politikalar Bakanlığı kurulmuştur. Tüm sosyal yardım ve sosyal hizmetlere ilişkin faaliyetler bu bakanlık çatısı altında toplanmıştır.

*Sosyal Riski Azaltma Projesi (SRAP): Ekonomik krizler sonrası yoksul aileler üzerindeki etkiyi azaltmak için 2001 Yılından itibaren uygulamaya konulan bu proje ile yoksullukla mücadelede etkin politikaların geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu kapsamda gelir getirici projelerden mikro krediler verilerek bayanların üretici olmaları sağlanmıştır.   Hızlı yardım ile Şart Nakit transferi (ŞNT), Yerel Girişimler ve Kurumsal Gelişim bileşenlerinden oluşmaktadır.

Yoksulluk nedeniyle çocuklarını okula kaydettiremeyen, gönderemeyen veya okuldan almak zorunda kalan okul öncesi çocukların düzenli sağlık kontrollerine götüremeyen ailelerin ekonomik yönden desteklenmesidir. Örneğin: ilköğretimde Erkek- Kız  çocuklar için her ay 30-35 TL, orta öğretimde okula giden çocukların yoksul ailelerine 45-55TL her ay  ödenmektedir. Sağlık yardımı için  (0-5) yaş grubu çocukları olan yoksul ailelere 30 TL  ödeme yapılmaktadır.

Yerel Girişimler Bileşeni kapsamında ise, işsiz vatandaşların üretken hale getirilip kendi gelirini sağlayarak, geçimini temin etmesi amaçlanmaktadır. Bu uygulama ile mesleki eğitim ve toplum yararına çalışma programları Uygulanmaktadır. Örneğin: Okulların temizlik işleri, Park ve Bahçe bakımlarını yapılmasında geçici istihdam sağlanarak kişileri üretici kılmak hedeflenmektedir.

2012 yılından itibaren, herhangi bir sosyal güvencesi olmayan ve eşi vefat etmiş olan muhtaç dul kadınlara her ay 250 TL aylık ödenmektedir. Bu yıl Nisan ayından itibaren ise, herhangi bir sosyal güvencesi olmayan eşi askerde olan muhtaç eşlere, evli değilse annesine 250TL Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakıflarınca Asker aylığı ödenmektedir.

Ayrıca, çalışamayacak durumda olan engellilere aylık ödendiği gibi, bu engellilere evde bakan kişilere de evde bakım ücreti (asgari ücret düzeyinde) ödenmektedir.

Devletin 2010 yılında yoksullukla mücadele de;

* Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel  Müdürlüğünce.......... 2.416.963 kişiye,

*Sosyal Güvenlik Kurumu (65 yaş ve engelliler için aylık)...............1.363.670 kişiye,

*Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından ................482.460 kişiye,

*Kredi yurtlar Kurumu vasıtasıyla öğrencilere burs olarak.................236.605 kişiye,

*Vakıflar genel Müdürlüğünce muhtaç kişilere bağlanan aylık..............94.193 Kişiye,

*Sağlık Bakanlığı (yeşil Kart Uygulaması ile)......................................9.498.246 Kişiye,

*Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yoksul öğrencilere yardım............    211.991 Kişiye.

olmak üzere toplam 14.304.000 Kişiye 15.162.080.000 TL tutarından yardım yapılmıştır. Toplam yapılan bu yardımların  Gayrı Safi yurt içi Hasılaya oranı %1.38'dir.

Devlet tarafından yapılan bu yardımların yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir. Kaldı ki, bu yardımların uygulamada rasyonel kullanıldığını söylemekte de doğru değildir. Nitekim genel Sağlık sigortası çıkmadan önce yeşil kart  uygulamasında yaşananlar basına da yansımış ve yapılan inceleme ve taramalarda yaklaşık 1.5- 2 milyon kişinin yeşil kartı iptal edilmiştir. Bu nedenle, Genel sağlık sigortası kapsamında olup da asgari ücretin 1/3'den daha az geliri varsa bu kişilerinde "Genel Sağlık Sigortası" primleri her ay devlet tarafından ödenmektedir.

 Diğer taraftan; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın TC kimlik Numarası vasıtasıyla, sosyal Yardım Bilgi Sistemi "SOYBİS" olarak adlandırılan elektronik sorgulama sistemi,(13 başlık altında 28 sorgulama) yapabilmektedir. Başlıca sorgulamada; Mernis'den kişinin adres bilgileri, İşkur'dan kayıt bilgileri, Vakıflar Genel müdürlüğünden muhtaçlık aylığı alıp almadığı, SYDV'dan sosyal yardım alıp almadığı, Yaşlılık ve Engelli aylığı alıp- almadığı Tapu'dan gayrı menkulü olup-olmadığı, Gelir idaresinden üzerine kayıtlı taşıtı ile vergi mükellefi olup-olmadığı araştırılabilmektedir. Bu sistem hali hazırda aktif olmasına karşın, başvurulardaki işlemlerde yoksullara kolaylık sağlamasına karşın, geriye yönelik sorgulamalarda ve uygulamalarda rasyonel kullanılmadığı anlaşılmaktadır.

B- Belediyelerin Yoksullukla Mücadele için Yapmakta oldukları Faaliyetler:

Belediyelerde kendi belediye sınırları içersinde (hizmet alanı) yaşamakta olan muhtaç ve yoksul olan hanelere temel ihtiyaçları olan, gıda ve temizlik malzemesi, yakacak (kömür), ekmek, giysi, eğitim yardımı (bot-kaban, çanta, kırtasiye) ihtiyaçlarını belirli bir süre karşılamaktadır. Belediyeler, zor şartlardaki ihtiyaç sahibi insanlarımıza yaşam desteği vermektir. Genelde belediyeler açlık ve yoksulluk sınırları altında kalan, ailelere gıda yardımı, temizlik hizmeti,  cenaze hizmetleri, barınma ve yakıt yardımı yapmaktadırlar. Bu yardımlarda merkezi hükümetten ayrı olarak muhtaç kişileri kendi görevlendirdiği personel tarafından yerinde tespit edilmekte ve uygulanmaktadır. Örneğin : Ankara Büyükşehir Belediyesi yoksul ailelere 2008 yılında 400.000 aileye gıda yardımı yaptığını 172 sayılı dergisinde yayınlamıştır. Yine aynı belediyenin 456 sayılı dergisinde (26 kasım-3 Aralık 2013);"Bu kış 110.000 aile Büyükşehir Belediyesi'nin kömürüyle ısınacak" başlığı altında her aileye 1 ton kömür dağıtacağını açıklamaktadır.

Ancak; belediyeler, devletin yapmış olduğu sosyal yardım hizmetlerinin benzerini sunmaları nedeniyle, mükerrer işlemler yaşanabilmekte ve bu durum kaynakların israfına neden olabilmektedirler. Bu konuda devlet ile belediyeler arasında koordinasyon gerekli olduğu düşünülmektedir.

 C- Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Yoksullukla Mücadele için yapmakta oldukları Faaliyetler:

Vakıflar Genel Müdürlüğü ; anne ve babası olmayan yetim ve muhtaç olan çocuklar ile engellilere başvurmaları halinde aylık bağlamaktadır. Yaklaşık 5000 kişi bu aylıktan yararlanmaktadır. Ayrıca, ilk ve ortaöğretimde olan muhtaç çocuklara da burs verilmektedir. 2011-2012 öğretim yılında burs verilen öğrenci sayısı 15.000'ne ulaşmıştır. Öte yandan 81 il merkezinde 20.000'den fazla ailelerin adreslerine gıda yardımı yapılmaktadır.

D- Sivil Toplum Kuruluşları (Vakıf, Dernek ve sendikalar) Yoksullukla Mücadele için faaliyetleri:

Osmanlı dönemine vakıflar, toplumun her alanında hizmetler götürmüştür. Osmanlı'da cami, han, hamam, köprü, çeşme, imarethane gibi kamusal nitelikli kurumların nerdeyse tamamı padişahlar, hanedan mensubu ile yöneticiler tarafından hayrat olarak yaptırılmıştır. Bu hizmetlerin sürekliliği açısından kervansaray, bedesten, dükkan, bağ, bahçe gibi diğer mülklerde akar olarak vakfedilmiştir. Selçuklu ve Osmanlıdan kalan vakıf sayısı yaklaşık 41.000 iken, günümüzde Medeni kanuna göre  kurulan vakıf sayısı yaklaşık 5.000'dir. Bu vakıflar amaçları doğrultusunda sosyal devlet anlayışına paralel faaliyet gösterirken, daha çok gelirlerini faaliyetlerinden elde ettikleri gelir ile işadamlarının ve zenginlerin yapmış oldukları bağışlardan sağlamakta, hizmetlerini ve faaliyetlerini yürütmektedirler. Bu kapsamda; halka sosyal yardım ve eğitim hizmeti yolunda faaliyetlerini yürüten YOYAV Vakfı, 25 yıldır muhtaç ve kimsesiz yoksullara hizmet eden ve yoksul aile çocuklarının eğitimine destek olan örnek bir vakıftır. Özellikle, YOYAV ( Yoksullara Yardım ve Eğitim) Vakfı amaçları doğrultusunda;  bu yıl yoksullukla mücadelede; 100 kişiye Giyecek Yardımı, 144 Öğrenciye Burs verilmesi ve 50 yoksul aileye Gıda yardımı yapılması bu hafta içersinde sağlanmış olacaktır.  Bu konuda; Devletin tam ulaşamadığı, muhtaç olan yoksullara, yaşlılara ve engellilere  gıda ve giyecek- yakacak yardımı ile onların çocuklarına mesleki eğitim ve  eğitim bursu vermek üzere kurulmuş olan vakıf ve dernekler mevcuttur.

Bu kapsamda; Kızılay Derneği Yurt içinde ve dışında savaş, deprem, salgın hastalık, yangın ve su baskını gibi durumlarda zarar görenlere yardım eden, ilaç, yiyecek, giyecek, çadır sağlayan  kurumdur. Türkiye Kızılay Derneği, 11 Haziran 1868 tarihinde İstanbul’da kurulan cemiyet, 14 Nisan 1877’de Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti adını almıştır. 1925’te genel merkezi Ankara’ya taşınmış, adı 1935 yılında Türkiye Kızılay Cemiyeti olarak değiştirilmiştir. Balkan Savaşlarında; Bingazi, Trablusgarp, Humus, Selanik, Üsküp ve Gelibolu’da Birinci Dünya Savaşı sırasında çeşitli cephelerde hastaneler açarak Türk ordusuna maddi ve manevi yardımda bulunmuş ve hizmetlerini İstiklal Savaşı yıllarında sürdürmüştür. Kızılay,  hem ülkemizdeki doğal afetlerde, hem de başka devletlerde meydana gelen afet yardımlarına katılır. Ekipler göndererek, malzeme ve para yardımında bulunur.

Sanayici ve İşadamlarının bağlı oldukları kuruluşlar ile işçi ve işveren sendikaları da fakir ve yoksullara yardım konusunda çeşitli yardımlar düzenlemektedirler.

E- Aile Dayanışması (Hemşerilik) Faaliyetleri:

Tüm ülkelerde de yoksullukla mücadele devletin temel görevleri arasındadır. Devlet gelir dağılımındaki meydana gelen adaletsizliği sosyal yardım hizmetleriyle dengelemeye ve yoksulların temel ihtiyaçları karşılamakla yükümlüdür. Bu açıdan çevremizde yoksul olan kişilerin devletin yardımlarından yararlanabilmesi için onlara yardımcı olabiliriz. Özellikle; sabit telefonlardan  tel: 144 hattını aradığımızda, bu hat tüm arayanlar için ücretsizdir. Sosyal yardıma ihtiyacı olan vatandaşlarımıza hizmet sunmak üzere illerde oluşturulan bir çağrı merkezidir. Vatandaşların talebine ilişkin bilgilendirilmekte, gerekirse SYDV ile doğrudan bağlantı kurularak, kişinin durumu hakkında bilgilendirme ve işlem yapılmaktadır. Bu konuda çevremizde bulunan yoksullara bu telefonu aramak yoksulun durumunu belirtmek suretiyle yardımcı olabiliriz.

Özellikle; toplumsal barış ve huzurun sağlanması için yardımlaşma ve dayanışma  son derece önemlidir. toplumumuzda aile içi dayanışma ve yardımlaşma oldukça güçlü olması sosyal barışı da korumada etkin rol oynamaktadır. Esasen; hemşerilik oldukça yaygındır. Kırdan kente çalışmak üzere göç etmiş olanlar, öncelikle yakın akrabalarının ve hemşerilerin yanında bir konuta taşınırlar. Temel neden ise sosyal destek almak ve yardımlaşmaktır. İnsanlar paylaşmayı ve bir yardıma ihtiyacı olan kişiyi o zor durumundan geçici bile olsa kurtarmayı bir borç bilirler. Kaldı ki, toplumda Devletin tam olarak yeterli olmadığı noktada yakın akrabalar, aileler, tanıdıklar zor durumda olan kişilere yardımda bulunarak devletin sosyal yardımına katkıda bulunurlar. Ayrıca, dinimiz yardımlaşmaya, birlik ve beraberliğe çok önem vermektedir. Nitekim, Peygamberimizin hadis-i şerifindeki "Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir." sözü ile,  müslüman olan kişinin dini ve vicdani olarak, yardıma muhtaç ve yoksul olana yardım etmesinin  müminlerin görevi olduğunu; aksi halde mümin sayılmayacağını ifade etmiştir.   Bu kısa ve öz anlatımla; fakir ve yoksul olanlara  yardım etmek  her müminin borcudur. Kaldı ki, islamın beş şartından biri zekat vermektir. Zekat, üzerine vacip olan herkesin, her sene fakir yahut muhtaçlardan onu almak durumunda olan insanlara vermesidir. Buda bir yardımdır. Zekat fakirlere vacip değildir, yani fakirler zekat vermek zorunda değildir. zekat, o yılki gelirinin 1/40dır. bir başka ifadeyle durumu iyi olan her müslüman yıllık gelirinin %2.5'ini yoksula vermek durumundadır.

Diğer taraftan, fakir ve muhtaç olanlara her yıl bayramdan önce verilen fitrede yoksullara yapılan bir yardımdır. Diğer taraftan; insanlar genelde sağlıkları veya bir iş nedeniyle zor durumda kaldıklarında, kurtulmaları ve sağlıklarına kavuşmaları halinde yoksula para veya yiyecek-giyecek yardımı yaparlar.  Yoksullara yardımda kişilerin doğrudan vermiş oldukları sadakalar da dayanışma ve paylaşmada önemli bir yer tutar.

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ :

1- Yoksullukla Etkin Mücadele İçin, Gelir Dağılımı Eşitsizliği Giderilmelidir. Türkiye'de kırsal ve bölgesel düzeyde daha yoğun olarak görülen önemli bir yoksulluk sorunu vardır. Son yıllarda yapılan reformlar ve aktarılan kaynaklarla bir ölçüde hafifletse de problemin temel kaynağı olan gelir dağılımı eşitsizliğidir. Gelir paylaşımının dengeli yapılmasıdır. Bir başka ifadeyle,  Kamusal politikalar geliştirilerek, yoksulluk sorununda dengeli gelir artırıcı  uygulamalar yapılmalıdır.

 2- Devletin, yaşlılara, engellilere, çalışamayacak durumdaki dul kadınlara ve küçük bir destek ile üretken hale gelebilecek durumda olan insanlara yardım etmesi elbette ki temel görevidir. Ülkemizde son dönemlerde merkezi ve yerel yönetimlerde sosyal nitelikli kamu harcamalarında, yoksullukla mücadelede artış eğilimine karşın, bu alanda kuruluşlar arası bilgi paylaşımı yok denecek kadar azdır. Mevcut yapıda aynı haneye birden fazla yardım yapılırken, bir başka haneye hiç yardım yapılmamasına neden olmaktadır. Görevli merkezi ve yerel düzeydeki kuruluşlar arasında sosyal odaklı çalışmaların birlikte planlanması gereklidir. Yapılan yardımların ortak izleme ve değerlendirmeyi içeren sosyal politika yönetiminde yeniden yapılanma ve eşgüdüm gereklidir.

3- Yoksulluk yardımından yararlanan kişilerin çoğunluğunun çalışabilir nüfus içinde olmasına rağmen, herhangi bir üretim faaliyetinde bulunmadan yardım ve desteklerle geçinmektedirler. Bu durumda olanların üreterek sosyal yardımlardan yararlanmaları genel bir politika olmalıdır. Bu açıdan, toplum yararına çalışma programları ile yoksulları geçicide olsa üretken hale getirmek veya aktif işgücü programları ile mesleki eğitime tabi tutarak istihdamlarına çalışmak yararlı olacaktır.

4-  Bizlerde yoksullukla mücadelede, devletin hizmeti dışında zenginliğimizi muhtaç ve geliri düşük olan kimselere maddi destek vererek  paylaşabiliriz. Unutulmamalı ki, hiç kimse öteki tarafa bir şey götürmemektedir. Bizler yaptığımız iyiliklerle anılacağız. Özellikle okuma isteğinde olan yoksul çocukların elinden tutmak ve onu topluma kazandırmak yapılabilecek en büyük iyiliktir. Bu konuda etrafımızda yoksul yoksa, yoksullara yardımla görevli olan YOYAV vakfı ve benzeri yardım kuruluşlarına yardımda bulunabiliriz. Eğer, katkı vermek için yeterli gelirimiz maddi gücümüz yoksa, YOYAV gibi vakıf veya benzeri derneklerde görev alarak hizmetin sunulmasında emeğimizle katkı verebiliriz.

Beni dikkatlice dinlediğiniz için hepinize  çok teşekkür ediyorum.

Gürol UÇ

Türkiyem Vakfı

Yönetim Kurulu Üyesi